..::CriminalsGrup a Hos Geldiniz::..

Image

 
AnasayfaAnasayfa  Portal***Portal***  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Bergamalı kadınlar yorgun ve kırgın

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
By_GarzaN
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 303
Yaş : 23
Nerden : Bilgisayardan:)
İş/Hobiler : Herşey
Lakap : By_GarzaN
Kayıt tarihi : 03/02/08

Kişisel Bilgiler
Level:
1000000000000/1000000000000  (1000000000000/1000000000000)
Kendinizi Belirten Bir Yazı: Aydınlık Gençlik Grubu
Tuttugun Takım: Galatasaray

MesajKonu: Bergamalı kadınlar yorgun ve kırgın   Salı Şub. 05, 2008 12:15 pm

Bergamalı kadınlar yorgun ve kırgın

Bergama'da
siyanürle altın çıkarılmasına karşı yürütülen mücadelenin sembolü
haline gelen köylü kadınlar devlete, demokratik kitle örgütlerine ve
medyaya kırgın. Yıllarca eylemlerinde 'Ölüler altın takmaz' diye
haykıran Bergama'nın Ovacık, Çamköy ve Narlıca köylerinden kadınlar, 20
yıldır sürdürdükleri mücadelede 'altıncılar'ın kazandığını ve
kaderleriyle baş başa bırakıldıklarını ifade ediyor. Bergama Çamköylü
56 yaşındaki Zarife Çok, ilk altın şirketlerinin maden aramak için köye
geldiklerinde iş sahası açılır diye sevindiklerini ancak üniversiteden
gelen hocaların köyde bir toplantı yaparak, altın madenini havaya ve
suya vereceği zararı anlattıklarında 'Bu altın madeni hiç de iyi bir
şey değilmiş' diye düşünerek hareket ettiklerini söylüyor.

'Köyümüzde huzur kalmadı'

Eşi
yatalak hasta olmasına rağmen evde bırakarak, köyümüzü sattırmayız diye
Türkiye'de dolaşmadığı yer bırakmadığını söyleyen Zarife Çok, 'Bunca
yıl gezmediğimiz yer kalmadı, her yerde sesimizi duyurmaya çalıştık.
Ama sonuçta bizi dinlemediler, altıncıları dinlediler ve h�l� maden
işlemeye devam ediyor. Yağmur çamur demeden bir gün İstanbul, diğer gün
Ankara'ya gittik, bizim toprağımızı kirletmeyin dedik ama olmadı'
şeklinde konuşuyor. Altın madeninin toprağa, suya ve insan sağlığına
verdiği zararların yanında insanları da birbirine düşman ettiğine
dikkat çeken Çok, 'Altını isteyenler ve istemeyenler diye köy ikiye
ayrıldı. Toprağımız, suyumuzun yanında komşuluk ilişkilerimiz de öldü.
Şimdi herkes suskun, herkes birbirini suçluyor. Altına karşı olanlar da
olmayanlar da birbirini suçluyor. Kırıldık, küstük birbirimize, bizi
birbirimize düşman ettiler. Komşuluğumuz bile kalmadı' diyor.

Altına
karşı seslerini duyurmak için gitmedikleri yer kalmadığını söyleyen 68
yaşındaki Hatice İnce, suyu bile parayla alır duruma geldiklerini
söyleyerek, haklı oldukları halde parası olan altıncıların kazanmasına
bir anlam veremediğini söylüyor. İnce, 'Bir keresinde İstanbul'a
gitmiştik, hiç unutmam köprüye çıktık, yağmur yağıyor tepemize; 2 saat
orda durduk, yolu kapattık. Altını da, altından gelecek işi de
istemiyoruz diye bağırdık. Sonra polisler bizi aldı karakola götürdü.
Üstümüze silahlar doğrultulmuş. Biz de bunlar bizden çok korktular
galiba diye güldük halimize' diyerek yaşadıklarını anlatıyor. Onca
mücadeleye rağmen 'altıncılar'ı kovmaya güçlerinin yetmediğini ifade
eden İnce, 'Kolay değildi, bu yaşlı halimizle oradan oraya koşmak.
Çektiklerimizi bir Allah biliyor, bir de biz. Devlet arkamızda olmadı.
Şimdi herkes bizim sözümüze geldi, ama iş işten geçti. Burada herkes
hasta; kimi karnım şişiyor, kimi başım ağrıyor diyor. Su bile
içemiyoruz, köyde yıkadığımız bulaşıkların üstü yağlı, parası olan
şehirden su alıyor. Biz fakir insanlar suyu nerden alalım' diyor.

İnatla evinde yaşıyor

İstanbul'dan
Doğubeyazıt'a kadar Türkiye'de gezmedikleri yer kalmadığını anlatan 70
yaşındaki Şahside Dikmenoğlu ise, altın madeninin bulunduğu tepenin
altında bulunan evini ölene kadar terk etmeyeceğini söylüyor. Kimi
zaman acı, kimi zaman tatlı anlarla geçirdiği o günleri hatırlamakta
güçlük çeken Dikmenoğlu, medyanın, demokratik kitle örgütlerinin ve
devletin kendilerini 'altıncılar'la baş başa bırakmasından yakınıyor.

Dikmenoğlu,
sözlerini şöyle sürdürüyor: 'İlk zamanlar gazeteler çok ilgiliydi,
buralar dolup taşıyordu. Biz de herkes ilgili, bizim istediğimizi
yapacaklar diye düşünüyorduk. Ama unutulduk. Burada bir altıncılar, bir
de biz kaldık tozunun, toprağının ve zehirli havanın içinde.
Yaşadıklarımı anlatayım diyorum, yaşlılık işte unutuyorum. Bir gün yola
oturduk ve altıncıları istemiyoruz dedik. Askerlerden tekme yedik. Çok
ağrıma gitti, beddua ettim ona, Allah tezkereyi nasip etmesin sana
diye. Ne hakkı vardı beni tekmelemeye, ben malımı, canımı korudum.
Şimdi altını çıkarıyorlar, o suların hepsi bizim köyümüze doğru
geliyor, siyanürlü su içmek zorunda kalıyoruz. Yok mu öyle namuslu
insanlar, gelip araştırsalar, köyün yarısı kanserlidir. Burada benim
evimin arkasındaki tepeyi her gün kazıyorlar. Burası dolu evdi,
komşularımız vardı, daha güzeldi altından önce yaşamımız. Şimdi herkes
kaçtı, bir tek ben kaldım. İnat ettim gitmeyeceğim, burası benim
toprağım. 18 sene oldu koşuyorum. Çok küskünüm herkese, bundan sonra
hiçbir parti benden oy alamaz, cezamı öderim yine kimseye oy vermem,
çünkü hiç kimse, hiçbir yetkili bize sahip çıkmadı. Köylülerle düşman
olduk birimize, altın madeni yüzünden. Gidip altın madeninde
çalışıyorlar, düşünmüyor onlar, o paralar ölümlerine sebep olacak.
Siyanürün zararlarını herkes biliyor. Sularımıza karışıyor. Daha ne
olsun, hepimiz kanserden öleceğiz. Bizim köy böyle değildi. Buradan
baktığım zaman Kaynarca, Dikili yolu gözüküyordu. Şimdi yığma tepelerle
doldu her taraf.' İZMİR / DİHA

FATMA KOÇAK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://criminals.foruma.biz
Criminal
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 149
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 03/02/08

Kişisel Bilgiler
Level:
1000000000000/1000000000000  (1000000000000/1000000000000)
Kendinizi Belirten Bir Yazı: Bn EcexP
Tuttugun Takım: Galatasaray

MesajKonu: Geri: Bergamalı kadınlar yorgun ve kırgın   C.tesi Şub. 09, 2008 11:40 pm

PaylsIMınn icin saoll
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Bergamalı kadınlar yorgun ve kırgın
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
..::CriminalsGrup a Hos Geldiniz::.. :: Kültür Ve Sanat :: Kadın-
Buraya geçin: